Borsa Gündem

Haftalık (8-15Ekim) borsa yorumu

Haftalık borsa yorumu,analizi,beklentileri uzman yorumları

Haftalık (8-15Ekim) borsa yorumu

7 Ekim 2018 15:50
-A

+A

YENİ HAFTADA BORSA BEKLENTİLERİ

Borsada sert satışlar yaşandı.

Borsa İstanbul geçen haftayı sert bir satış dalgası ile kapattı.

Hafta başından itibaren dirençleri geçemeyen borsa 100 bin seviyesinden satış yiyerek 93 bin seviyesine kadar sert satış yedi.

Borsa İstanbul geçen haftayı % 5,08 düşüşle 94,883 puandan kapattı.

Bu hafta borsa ,12 Ekim Papaz davasına odaklandı.

ABD ile aramızın açılmasına sebep olan Papaz davası bu hafta yeni bir duruşmayla devam edecek.

Bu duruşmada alınacak kararlar piyasayı yakından etkileyecek.Papazın salınması ile kısa vadeli bir rahatlama yaşayacak olan piyasa yeniden ekonomik gündeme yoğunlaşacak.

UZMAN YORUMLARI

Yeni hafta için beklentileri Hürriyet yazarı ve eksa Yatırım'dan Zeynel Balcı'dan alalım.

ylül enflasyonu beklentilerin çok üzerinde gelince piyasanın gündeminde oturdu.

Yüksek enflasyon piyasalarda son günlerde yeşermeye başlayan olumlu havayı bozarken ekonomideki denge ve beklentileri de deforme etti. Borsa düştü, faiz oranı ve döviz kurları yükseldi. Yıllık tüketici fiyat enflasyonunun yüzde 24.52 ile üretici fiyatının (46.15) iki katına yaklaşması önemli. Bu durum aynı zamanda önümüzdeki dönemde talep kısıcı politikalarla enflasyon ile mücadeleyi zorlaştıracak. Maliyet enflasyonu söz konusu. Bir diğer ayrıntı 20 Eylül’de açıklanan yeni ekonomik programda yer alan 2018 yılı için yüzde 20.8 enflasyon hedefi şimdiden aşılmış oldu. Bu yıl hedefi çok muhtemeldir ki tutmayacak. Hazine ve Maliye Bakanı Albayrak “en kötü” geride kaldı derken önümüzdeki hafta açıklanacak “enflasyon ile mücadele planı” beklenmeye başladı.

SICAK PARA ÇEKMEK

Yüksek enflasyonda döviz kurlarındaki yükseliş (kur geçişkenliği) başta olmak üzere gıda ve enerji fiyatları büyük paya sahip. Bu açıdan döviz kurlarının baskılanması enflasyon ile mücadelede çok önemli. Kur düşüşü için de ilk akla gelen tanıdık bildik yöntem faiz artışı. Ekonomide durgunluk sinyallerinin sıklaştığı bu dönemde faiz artışı ekonomiyi daha da yavaşlatacaktır. Faizi artırmazsan kuru tutmak zorlaşıyor. Dışarıdan ciddi bir kaynak girişi olmadığı sürece yüksek kur, yüksek faiz dönemi bir süre daha devam edecek gibi görünüyor. Enflasyon datası sonrası gözler 25 Ekim’deki Merkez Bankası toplantısına çevrildi. Merkez Bankası’nın gösterge faiz oranı (politika faizi) son enflasyon datasıyla enflasyonun altında kaldı. Her ne kadar iç faiz oranı dışarıya göre çok yüksek olsa da yeni bir hikaye ve beklenti henüz oluşmadığına göre, Türkiye gibi dış finansman ihtiyacındaki bir ülke için negatif faiz getirisiyle sıcak para çekmek biraz zor olacak.


Piyasalarda Brunson davasını ekonomiyle ilişkilendiren farklı algılar vardı. Bize göre de etkisi azaldı. Rahibin serbest kalması piyasalarda kısa süreli bir rahatlama sağlasa da ne ekonomi üzerinde ne de Türkiye-ABD ilişkilerinde kalıcı bir iyimserlik yaratması zor. Ekonomik sorunların ağırlığı ve ABD ile Türkiye arasında tek sorunun tutuklu rahip olmadığı malum. Mesela S-400 füzesi konusu var. Son günlerde iç gündeme fazlaca odaklandığımızdan dış kaynaklı gelişmelere duyarsız kalmıştık. Özellikle Fed faiz artırımı, ardından ABD tahvil faiz oranlarındaki yükseliş ve devamında doların değer kazanması Türkiye’nin de yer aldığı gelişen piyasalar ve borsalar üzerinde baskıya neden olabilecek bir gelişme. ABD ekonomisinde büyüme güçlü, işsizlik düşük. Fed faiz artışı ve parasal sıkılaştırma gelecek yıl da devam edecek. Dolardaki değerlenme carry trade uygulamaları ve sıcak para akışı açısından gelişen ülke ekonomileri için olumsuz bir gelişme haliyle. Zor ekonomik gündemin baskısı altındaki piyasalarda temkinli görünüm sürüyor.

BORSA DESTEK KIRDI

BORSADA çıkış hareketi yerini düşüşe bıraktı. 97.500 seviyesinin altına gelinmesiyle çıkış trend desteği kırılırken düşüş formasyonlarından “yükselen takoz” işlerlik kazandı. İlk destekler 92.500-93.000 seviyelerinde görülüyor. Bu seviyelerde tepki alımları görülebilir. Aksi takdirde sonraki destekler 90.000 ve 87.000 seviyelerinde. Olası tepki alımlarının devamı için 96.500 seviyesinin geçilmesi gerekecek. Bu durumda sonraki dirençler 99.000 ve 100.800 seviyelerinde. Sert düşüşe bağlı destek seviyelerinde tepki alımları görülebilir. Ancak direnç seviyelerinde satışla karşılaşma olasılığı yüksek.


Milliyet yazarı Zeynep Aktaş'ın yeni hafta için beklentilerine yer verelim:
 

Piyasalar için kritik bir süreç yaşanıyor. Borsada 94.883, dolarda 6,1330’lu seviyeler test ediliyor. Hem borsada hem de döviz piyasasında hacim daralırken yabancı yatırımcıların satışları dikkat çekiyor. Piyasalarda aktif işlem yapanlar için zor bir dönem. Hacmin giderek daha fazla daralması fiyat hareketlerinde dengelenmeyi zorlaştırıyor. Yatırımcı cephesinden yapılacak en önemli adım riskleri ve fırsatları görerek yumurtaları aynı sepete koymamak.

TL mevduatlar cazip seçenekler oluştururken kısa vadeli borçlanma aracı fonları yatırımcıların ilgi alanında bulunuyor. Hisse senetlerinde ise ihracat ağırlıklı faaliyette bulunan, döviz borcu bulunmayan ya da düşük borçluluğa sahip ve turizm sektöründen olumlu etkilenmesi beklenen hisselerin ön plana çıkacağı anlaşılıyor.

Türkiye’nin gerilemeye başlayan Kredi Risk Primi (CDS) enflasyon verisi sonrası yeniden 400 seviyesinin üzerine çıkarak 420’ye yükseldi. Dolar kurunda spot piyasada zayıf hacim fiyat hareketlerindeki marjların daralmasına neden oluyor. Piyasaların hareketli olduğu günlerde 8-9 hatta 10 milyar dolara çıkan spot piyasa döviz işlemleri 5 milyar dolara geriledi. Aynı dönemde swap işlemlerinde de ciddi düşüş söz konusu. Ocak ayında günlük ortalama 8,9 milyar dolarlık swap işlem hacmi gerçekleşirken eylülde 3,2 milyar dolara gerilemiş durumda.

TL radara girecek mi?

Bir gerçek var ki, TL varlıklar eskisi kadar yurtdışı fonların ilgi alanında değil. Bankaların Türk Lirası karşılığı döviz işlem hacimlerinde yüzde 50’lere varan bir azalma söz konusu. Ekonomi yönetiminin ise yabancı para girişini sağlamak için çalışmaları sürüyor.

Bakan Berat Albayrak geçtiğimiz hafta Gelişmekte Olan Ülkeler Toplantısını İstanbul’da gerçekleştiren yatırım şirketi Franklin Templeton Investments’ın fon yöneticileri ve piyasa analistlerine Yeni Ekonomi Programı’nı anlattı. Eylül sonunda New York’ta küresel yatırımcıların güveni artırılmaya çalışıldı. Görünen o ki yabancı yatırımcıların yeniden TL varlıklara ilgi göstermeye başlaması ilk önce hacimdeki değişimden anlaşılacak. Hisse senetlerinde bunun etkilerini derinliği yüksek olan Endeks 30 hisselerinde göreceğiz.
 

ZEYNEL BALCI
Kaynak: HÜRRİYET

Piyasalarda hacim azalırken yatırımcılar beklemeye geçti. “Bakan arkadaşlara söyledim, McKinsey’den fikri danışmanlık hizmeti de almayacaksınız” diyen Erdoğan, ekonomide tartışmaları bitirdi.

Temmuz ayından bu yana en yüksek portföy büyüklüğüne sahip 8 ülkeden 186 fon ve yatırımcı Türkiye’den ayrıldı. McKinsey adımı ile yabancıların yeniden TL varlıklara dönmesi bekleniyordu. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın dünkü açıklamaları sonrasında McKinsey olmadan yola devam edilecek.

Önümüzdeki hafta ekonomi yönetiminin bu konudaki aksiyonlarının neler olacağı merak konusu. Türkiye’deki ekonomistlerin yetkinliğini herkes kabul etmekle birlikte, artan kredi risk primi, düşürülen kredi notları, bozulan makro göstergeler nedeni ile hisse ve tahvil piyasasında satış yapan yabancıların zedelenen yabancı güvenini onarmak için McKinsey adımına olumlu bakanlar da vardı. Ancak Cumhurbaşkanı’nın açıklamaları yabancı güvenini kazanmak için de bu yönteme gerek duyulmadığını gösterdi.

Peki neler olacak?

Piyasalar için kritik bir süreç yaşanıyor. Borsada 94.883, dolarda 6,1330’lu seviyeler test ediliyor. Hem borsada hem de döviz piyasasında hacim daralırken yabancı yatırımcıların satışları dikkat çekiyor. Piyasalarda aktif işlem yapanlar için zor bir dönem. Hacmin giderek daha fazla daralması fiyat hareketlerinde dengelenmeyi zorlaştırıyor. Yatırımcı cephesinden yapılacak en önemli adım riskleri ve fırsatları görerek yumurtaları aynı sepete koymamak.

TL mevduatlar cazip seçenekler oluştururken kısa vadeli borçlanma aracı fonları yatırımcıların ilgi alanında bulunuyor. Hisse senetlerinde ise ihracat ağırlıklı faaliyette bulunan, döviz borcu bulunmayan ya da düşük borçluluğa sahip ve turizm sektöründen olumlu etkilenmesi beklenen hisselerin ön plana çıkacağı anlaşılıyor.

Türkiye’nin gerilemeye başlayan Kredi Risk Primi (CDS) enflasyon verisi sonrası yeniden 400 seviyesinin üzerine çıkarak 420’ye yükseldi. Dolar kurunda spot piyasada zayıf hacim fiyat hareketlerindeki marjların daralmasına neden oluyor. Piyasaların hareketli olduğu günlerde 8-9 hatta 10 milyar dolara çıkan spot piyasa döviz işlemleri 5 milyar dolara geriledi. Aynı dönemde swap işlemlerinde de ciddi düşüş söz konusu. Ocak ayında günlük ortalama 8,9 milyar dolarlık swap işlem hacmi gerçekleşirken eylülde 3,2 milyar dolara gerilemiş durumda.

TL radara girecek mi?

Bir gerçek var ki, TL varlıklar eskisi kadar yurtdışı fonların ilgi alanında değil. Bankaların Türk Lirası karşılığı döviz işlem hacimlerinde yüzde 50’lere varan bir azalma söz konusu. Ekonomi yönetiminin ise yabancı para girişini sağlamak için çalışmaları sürüyor.

Bakan Berat Albayrak geçtiğimiz hafta Gelişmekte Olan Ülkeler Toplantısını İstanbul’da gerçekleştiren yatırım şirketi Franklin Templeton Investments’ın fon yöneticileri ve piyasa analistlerine Yeni Ekonomi Programı’nı anlattı. Eylül sonunda New York’ta küresel yatırımcıların güveni artırılmaya çalışıldı. Görünen o ki yabancı yatırımcıların yeniden TL varlıklara ilgi göstermeye başlaması ilk önce hacimdeki değişimden anlaşılacak. Hisse senetlerinde bunun etkilerini derinliği yüksek olan Endeks 30 hisselerinde göreceğiz.

 

Yabancı havayolu ve savunma aldı

Yabancı yatırımcılar, eylül ayında en fazla havayolu ve savunma şirketlerinin hisselerini aldı. Borsa İstanbul verilerine göre yabancılar eylül ayında net 113 milyon dolarlık alım gerçekleştirdi. Yabancılar 7 aydan sonra ilk defa eylül ayında alım yaptı. Alım miktarı düşük ama pozitife dönülmesi olumlu. Yabancı yatırımcılar eylülde BİST’te en çok net alımı Türk Hava Yolları ve Aselsan hissesinde gerçekleştirirken en çok net satımı  Türk Telekom ve Yapı ve Kredi Bankası hissesinde gerçekleştirdiler.

Merkez üzerinde ‘faiz’ baskısı!

Eylül enflasyonu aylık yüzde 6,30 artış gösterdi. Beklenti yüzde 3,46 yönündeydi.

Enflasyon verileri sonrasında Merkez Bankası üzerinde yeni bir faiz artışı beklentisi oluşmaya başladı. 25 Ekim’de PPK’nın faiz kararı, 31 Ekim’de ise enflasyon raporu açıklanacak. Eylülde 625 puanlık faiz artışı ile Türk Lirası’nın dolar karşısında istikrar kazanması yolunda en önemli adımı atan Merkez Bankası bu toplantıda faize dokunmayabilir.

Bakan Albayrak, enflasyon verisi sonrasında “enflasyonla mücadele çerçevesi”nin açıklanacağını söyledi. Merkez Bankası’ndan ek sıkılaştırma gelebilir.

ZEYNEP AKTAŞ

Kaynak: MİLLİYET


BORSAAJANS.COM' UN YASAL UYARISI: Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeler yatırım danışmanlığı kapsamında değildir.  Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler mali durumunuz ile risk getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir
 


 

Facebook'ta paylaş butonu
Print
  • ÇOK OKUNANLAR
  • ÇOK YORUMLANANLAR
LİNKLER

ARŞİV

HAVA DURUMU

Günlük Gazeteler

Oku